Astroloji
     Sağlık
     Sanat
     Sosyoloji
     Tarih
     Tıp
     Yönetim
     Genel Konular
     Yabancı Yayınlar
     Edebiyat
     Politika
     Hukuk
     Fizik
     Felsefe
     Bilim Teknik
     Eğitim
     Din
     Ekonomi
 
 
 Tıp Eğitimi

KONU: Tıp fakültesinden mezun olan öğrencilerin meslek hayatına atıldıklarında   karşılaştıkları uyumsuzluklar

 

ÖNEM: Günümüzde tıp bilimi, tıp eğitimi ve toplumsal sağlık sorunları arasındaki  ilişkiler bozulmuştur. Tıp bilimi hızla ilerlemektedir. Ülkeler arası bilgi ve teknoloji aktar imi kolaylaşmış, bilimdeki hızlı gelişmeler eğitim programlarının çağımıza uygun hale dönüştürülmesini kaçınılmaz yapmıştır tıp eğitimi gelişen tıp biliminin hızına yetişememektedir. Tıp öğrencileri yoğun bilgi yükü altında ezilmektedir. Tıp biliminin olanakları her insana eşitçe ulaşamamaktadır. Tıp fakültelerinde içinde yaşadıkları toplumun güncel sağlık sorunlarından habersiz, tıp bilimindeki gelişmelere ilgisiz hekimler yetiştirilmektedir.

 

Tıp eğitiminin  toplumsal sağlık sorunları konusunda yetersiz kalması, tıp bilimini takip edememesi sonucu tıp fakültesi mezunu hekimler, meslek hayatına atıldıklarında bir takım sorunlarla karşılaşmaktadır. Hekimler, tıp fakültesinde öğrendikleri çoğu şeyin yanlış ya da eksik olduğunu gördüklerinden veya pratik uygulamalar konusunda yetersiz olduklarından  uyum sorunu yaşamaktadırlar.

 

Tıp öğrencileri beceri, tutum ve değerleriyle hekimlik mesleki rolünü öğrenmeye ve bunu toplumca benimsendiği şekilde yerine getirmeye çalışmak durumundadırlar. Bu açıdan tıp eğitimi, öğrencilerden mesleki bilgi ve beceri kadar hekimlik mesleki rolüne uygun değer ve tutumların da kazandırılmasının beklendiği uzun ve formel bir eğitimdir.

 

Hekimlerin meslek hayatlarındaki uyum sorununu aşmanın ilk adimi tıp eğitimindeki sorunları belirlemek ve bu sorunların aşılması için gerekli düzenlemeleri yapmaktır.

 

AMAÇ: Araştırma sonucunda tıp eğitiminin gelişen tıp bilimine ayak uyduramadığını, toplumsal sağlık sorunlarına yanıt veremediğini ve sistemin değiştirilmesi gerektiğini ortaya koymayı amaçlıyorum. Hekimlerin meslek hayatlarında yaşadıkları sorunların tıp eğitimindeki yetersizliklerden kaynaklandığını düşünüyorum.  Ayrıca sorunun aşılmasına yönelik yeni çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyorum.

 

 

Araştırmamda tıp mezunlarının mesleki uyum sorunlarını  ele alacağım Mezunların çalıştığı tüm hastaneleri incelemem mümkün olmadığından araştırmamı İbni Sina Hastanesi, Hacettepe Hastanesi ve Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi ile sınırlandırıyorum.

 

SORUN FORMÜLASYONU: Toplum yaşamındaki en önemli hizmet sahası kuskusuz sağlık hizmetleridir. Tıp bilimi var olan sağlık sorunlarına çözüm üretme uğraşında hızla ilerlerken bir yandan da aşırı teknikleşerek, pahalılaşmaktadır.

 

Tıp bilimi, tıp eğitim ve toplumsal sağlık sorunları arasındaki ilişkiler seyirci kalınamayacak derecede bozulmuştur. Tıp fakültelerinden öğrenciler bilgi yükü altında ezilmiş, genel yeterlilikten yoksun, içinde yaşadıkları toplumun öncelikli sağlık sorunlarından habersiz ve topluma yabancılaşmış bireyler olarak mezun edilmektedir. Okulun kapısından bir kez çıkınca "can pazarı"na dönüşmüş sağlık ortamında yapayalnız bırakılmaktadırlar.(Terzi,2001: 12)

 

Tıp eğitimindeki temel eksiklikler toplum yaşamında çok önemli bir yere sahip olan hekimlerin meslek hayatlarında sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu sorunların başında iş tatminsizliği ve sosyal uyum sorunları gelmektedir. Hekimlerin yaşadıkları sorunların temelinde ülkemizde verilen tıp eğitiminin yetersizliği yatmaktadır.

 

        

 

TÜRKIYE’DE TIP EGITIMININ SORUNLARI

 

Durkheim'a göre çağımızdaki insan eylemlerinin başında meslek yaşamı gelmektedir. O, ekonomik hayati düzenlemek için zorunlu olan siyasal ve ahlaki gücü, devlet ya da ailede değil, meslek gruplarında bulmaktadır. (Aron(1986). Aktaran: Kasapoglu,1992:16)

 

Gerth ve Mills'a göre, geçim sağlayan bir dizi eylem olarak uğraş ya da meslek, ekonomik düzenin bir parçası sayılabilecek ekonomik rollerden meydana gelir(Gerth and Mills (1969). Aktaran: Kasapoglu,1992:16).

 

Eğitim, fiziksel uyarımlar sonucu, beyinde iştendik biyokimyasal değişiklikler oluşturma sürecidir (Sönmez,1994: 2).

 

Bu çalışmada tıp, hem geçim sağlayan hem de ahlaki değerlerle donanmış bir meslek olarak incelenmiştir.

 

Vahit Bademci' nin tanımına göre eğitim "bireyin davranışında, kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak iştendik değişme meydana getirme sürecidir(1999: 2).

 

Tıp fakülteleri, Hastalıkları ve sakatlıkları iyileştirmek, hafifletmek veya önlemek amacıyla başvurulan teknik ve bilimsel bilgilerin tümünün eğitim ve öğretiminin yapıldığı yüksek öğretim kuruluşlarıdır. (Kuzgun(1985). Aktaran: Kasapoglu, 1992:21).

 

Tıp eğitimi, tıp fakültesine girişle başlayıp, aktif uygulamadan emekli olma ile biten bir eğitim sürecidir (www.ttb.org.tr/MOTER/ Dünya Tabipler Birliği Bildirgesi).

 

Tıp eğitimi Dünya Federasyonu, tıp eğitiminin amacını tüm insanların sağlıklı yaşamalarını sağlamak için hekim yetiştirmek olarak tanımlar (www.sund.ku.dk/wfme).

 

Dünya Hekimler Birliği tıp eğitiminin amacını “yetenekli ve yeterli” hekimler yetiştirmek olarak belirlemiştir. Burada sözü edilen “yeteneklilik ve yeterlilik” kavramları “hasta ve toplum için kaliteli bir koruyucu ve tedavi edici hizmet vermeyi sağlayan bilgi, beceri, değerler ve davranış biçimleri” dir   (TTB, 2000: 2).

 

Türk Tabipler Birliği’ne göre tıp eğitiminin temel amacı 1988 yılında açıklanan Edinburgh Bildirgesi’nde belirtildiği gibi “tüm insanların sağlık düzeylerini yükseltecek hekimler yetiştirmek”tir (TTB : 2).

 

Ülke gerçeklerinden soyutlanmış bir tıp eğitimi verimli ve etkin olamaz. Bu nedenle günümüz tıp eğitiminin topluma dayalı, ülkenin sağlık sorunlarıyla bütünleşmiş olması ve sağlıkla ilgili tüm resmi kuruluşların desteği ile şekillenmesi gerektiği ilkesi kabul görmektedir. Günümüz tıbbının bir diğer gereği de globallesen dünyada ülkeler arası göç eden toplulukların sağlık gereksinimlerine cevap verebilecek sosyal, kültürel ve biyolojik boyutları da içeren bir tıp eğitiminin verilmesidir. Böylece tıp eğitimi programına “uluslararası tıp” kavramını yerleştirilmesi zorunlu hale gelmiştir.

 

1987’de Madrid’de hazırlanan “Rancho Mirage tıp eğitimi Bildirgesi” meslek birliklerine ve hükümetlere “tıp eğitiminin yüksek standart ve kalitesini garanti etme sorumluluğunu” vermekte ve “ tıp eğitiminin en üst düzeyde öğrenme ve Araştırma ortamlarını içeren ve akademik özelliklere sahip tıp fakültelerinde verilmesi zorunluluğunu” getirmektedir (www.ttb.org.tr/MOTER).

 

Türkiye’de bugün elliye yakın tıp fakültesi vardır. Tıp fakültelerinin çoğunda önemli altyapı eksiklikleri vardır. Tıp fakültelerinin ve öğrenci sayılarının çokluğu tıp eğitiminde kaliteyi olumsuz etkileyen faktörlerin başında gelir (www.ttb.org.tr).

 

TSE tanımına göre kalite “bir ürün ya da hizmetin belirlenen veya olabilecek gereksinimleri karşılama yeteneğine dayanan özelliklerin toplamı” demektir. Eğitimde kalite, eğitilmiş kişilerin aldıkları eğitim ile edindikleri bilgi, beceri ve tutumlarıyla toplumun gereksinimi ve isteklerine beklenen düzeyde yanıt verebilmesidir ( Tözün,2001: 192).

 

Tıp fakültelerinin eğitim, hizmet ve Araştırma olmak üzere üç ayrı misyonu vardır. Bu üç alanda da elde edilen ürünler Eğitimde kalite tanımına uygun olmalıdır.

 

Tıp eğitimini ele alırken klinik ve temel bilimler arasında bir ayrım yapmak gerekir. Temel bilimler, yapıbilim, dokubilim, işlevbilim gibi normal denen yapı ve işlevlerin ele alındığı dalları içerir. Klinik bilimlerde işe insan, canlı olarak, bütünüyle ele alınır. Temel bilimler ile tıbbın bilim yani, klinik bilimler ile teknik, uygulama yani anlatılmak isteniyor (Örs,2001: 34-43).

 

 

Tıp fakültelerinin eğitim müfredatlarını sınırlandırmak hiç kolay değildir. Fakat yaygın olarak uygulanan üç eğitim müfredatından bahsedilebilir:

 

 

1)  Geleneksel tıp eğitimi Müfredatı (Klasik tıp eğitimi) : Geleneksel tıp eğitimi, geleneksel tıbbın anlayışıyla şekillenmiştir. Geleneksel tıbbın temel uğraşı hastalıkların tedavisidir. Aşırı uzmanlaşmanın bir uzantısı olarak, sağlık hizmeti sunumunda ihtisaslaşmış hasta bakımı ağırlıklıdır. Günümüz tıbbı işe daha ekonomik yöntemlerle sağlığın korunması ve sağlıklı kalmanın sağlanması için gerekli tedbirleri almayı hedefler.

 

 

Geleneksel tıp eğitimi Müfredatı Abraham Flexner’in 1910 yılında yayınladığı raporda yer verdiği Flexner ilkeleri ile şekillenmiştir. Flexner Raporunda tıp öğrencilerinin fizik, kimya ve biyoloji alanlarında sistematik bir eğitim almaları gerektiği vurgulanmıştır. Flexner tıp eğitimi Modeli  temel ve klinik bilimler arasında kesin bir ayrım yapılmasını öngörür (www.ttb.org.tr./ Terzi / 2020'de tıp eğitimi).

 

Bilginin kaynağı eğiticidir. Öğrencinin neyi öğreneceğine eğitici karar verir. Öğretim üyeleri hangi dersleri verecekleri konusunda özgür oldukları için tekrarlar kaçınılmazdır. Bu modelde tıp öğrencilerinin her bilim dalında derinlemesine bilgi  edinmesine çalışılmaktadır. Geleneksel tıp eğitimi Müfredatı, hem temel sağlık sorunlarına yaklaşımı hem de içerik ve öğrenme/öğretme yöntemleriyle, günümüzün sağlık gereksinimlerine yanıt vermekten uzaktır.

 

 

2)  Entegre (bütüncül) tıp eğitimi Müfredatı: Entegre tıp eğitiminin amacı temel bilimlerin klinik bilimlerle ilişkilendirilerek öğretilmesidir. Yalnız klinik bilimlerle temel bilimler arasında değil, bunlarla sosyal bilimler arasında da tam bir entegrasyon sağlanmalıdır.

 

3)  Aktif tıp eğitimi: Aktif eğitim öğrencilere ömür boyu kendi kendine öğrenme yetişini kazandırmayı hedefler. Bunun dışında aktif eğitim öğrencilerin, okulun ilk yıllarından itibaren hastalarla temas etmesini öngörür. Aktif eğitimin temeli probleme dayalı öğrenmedir. Probleme dayalı öğrenimin esasi, az sayıda öğrencinin bir grup içinde, önceden hazırlanmış bir problemi tartışmalarına, karşılarına çıkan konulardan hangilerini öğrenmeleri gerektiğine kendilerinin karar vermelerine dayanır. Probleme dayalı öğrenimde grup içi tartışmalarla öğrencileri dayanışmaya yönlendirmek hedeflenir. Tartışma ortamının öğrencinin iletişim becerilerini geliştireceği öngörülür.

 

De Volder Grace probleme yönelik çalışmanın öğrenmeyi geliştirdiğini, bu yöntemle öğrencinin bilgisinin sadece niceliksel olarak değil niteliksel olarak da arttığını söylemiştir (Terzi,2001: 86).

 

İş tatmini denince, işten elde dilen maddi çıkarlar ile işçinin beraberce çalışmaktan zevk aldığı iş arkadaşları ve eser meydana getirmenin sağladığı bir mutluluk akla gelir.( ? ) İşle ilgili şikayetlerin başında maddi çıkarlara ilişkin şikayetler, ilişki şekillerine ilişkin şikayetler, gelişme olanaklarıyla ilgili şikayetler gelir.

 

 

 

TIP EĞİTİMİYLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

Tıp fakültelerinde uygulanan bu üç müfredatın dışında tıp eğitimiyle ilgili çeşitli görüşler vardır.

 

A.Towle tıp fakültelerinin müfredatlarında içeriğin hafifletilmesi ve aktif öğrenmeye geçilmesi gerektiğini öne sürer. Öğrencilere tıbbın temel ilkeleri öğretilmelidir. Bir “genel yeterlilik” oluşturulmalıdır. Bunun için öğrenciye eleştirel muhakeme becerisi, problem çözme becerisi, iletişim becerileri ve yönetim becerileri kazandırılmalıdır. Tıp eğitimi toplumun içinde, birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında verilmelidir. Müfredat, sağlık ekonomisi ve siyaseti gibi konuları içerecek şekilde yeniden yapılandırılmalıdır (225-42).

 

GMC Eğitim Kongresine göre tıp eğitiminin iki amacı vardır. Birincil amaç, öğrencilere sağlık ve hastalığın ne olduğunu anlama, hastalıkları önleme ve tedavi etme becerilerini kazandırmaktır. İkincil amaç, merak uyandırma ve bilginin keşfedilmesine dayanan bir öğrenme tutumu geliştirmektir (www.gmc-uk.org/ Tomorrow's Doctors).

 

L.Stenhouse, ideal tıp eğitimi müfredatı hazırlamanın mümkün olmadığını savunur. Stenhouse’a göre bir müfredatın iyiliği uygulanabilirliğiyle ve amaçlarına uygunluğuyla değerlendirilir (Terzi,2001: 68).

 

Harden’in tıp eğitimi müfredatları “SPICES” modelinde müfredatlar dört farklı grupta incelenir. Harden'in modeli tıp eğitimine ve müfredatlara getirdiği kapsamlı bakış açısıyla araştırmamda en faydalı olabilecek modeldir. Model, tüm müfredatları sınırlandırır, bütüncül yaklaşımı destekler (Terzi,2001: 68-89).

 

 

1.       Bilim Dalı Merkezli Müfredatları

 

2.      Organ Sistemleri Merkezli Müfredatlar

 

3.      Probleme dayalı Öğrenim-Yönlendirmesiz

 

4.      Probleme dayalı Öğrenme-Yönlendirmeli

 

Bilim dallarına dayalı tıp eğitimi müfredatlarında bilgi, temel ve klinik bilimlerin kendi içeriklerinde ayrı ayrı sunulur. Geleneksel tıp fakültelerinde bu müfredat benimsenmiştir.

 

Organ Sistemleri merkezli müfredatlarda temel bilimlerle klinik bilimler birlikte öğretilir. Bütüncül tıp yaklaşımı esas alınır.

 

Yönlendirmeli probleme dayalı öğrenim kendi kendine öğrenmeyi hedef alır. Ancak bazı spesifik klinik ve temel bilimlerin öğretilmesi hedeflenir. Bütüncül bir yaklaşım belirlenmiştir. Öğrencilerin bir eğitim yönlendiricisi eşliğinde grup çalışmaları yapmaları benimsenir.

 

Yönlendirmesiz probleme dayalı Öğrenim de kendi kendine öğrenmeyi hedef alır.  Öğrencilerin serbest olarak ya da bir eğitim yönlendiricisi eşliğinde grup çalışmaları yapmaları benimsenir.

 

Topluma dayalı tıp öğretimi : Geleneksel hastane organizasyonunun dışında kalan eğitim anlamında kullanılmaktadır. Topluma dayalı eğitimin gerçek anlamı, içinde yaşadığı topluma ve kültüre yabancılaşmamış, toplumun sağlık sorunlarını bilen, bunları çözmeye istekli ve yetkin hekimler yetiştirmektir (www.ttb.org.tr./ Terzi / 2020'de tıp eğitimi ).

Kanıta dayalı tıp öğretimi: tıbbı tedavinin değerlendirilmesinde istatistiksel analizlerin kullanılması Kanıta dayalı eğitimin temelidir. Öğrencilerin, klinik karar verme aşamalarında kanıta dayalı tıbbı kullandıklarında, tıbbı literatürü daha eleştirel bir gözle okumayı öğrenecekleri, kendi kendine öğrenme yeteneklerini geliştirecekleri öngörülür (www.ttb.org.tr./ Terzi / 2020'de tıp eğitimi).

 

Tıp fakültelerinin amacı bir kardiyolog, bir ortopedist veya bir pratisyen yetiştirmek olmamalıdır. Amaç, genel kapsamda, üst düzeyde yeterliliğe sahip bir kök hücre (stem cell) yetiştirmektir. "Stem Cell " kavramı ilk kez Michael M.E.Johns tarafından ortaya atılmıştır. Kavram, tıp eğitimi sisteminde yapılacak herhangi bir düzenleme için son derece yol gösterici olabilir. Amaç, öğrencilerin hangi kariyer basamağını seçerse seçsin, her görevi yerine getirmeye yetkinleşmiş, çok iyi hazırlanmış bir kök hücresi olarak yetiştirilmesidir (Terzi,2001: 111).

 

 

 

 

 

KURAMSAL ÇERÇEVE

 

Türkiye'de tıp eğitimini ele alan çalışmamda eleştirel bir  yaklaşım geliştirmeyi hedefliyorum. Tıp eğitimi konusunda önceden yapılmış çalışmaları gözden geçirdiğimde hedefime en uygun çalışmaların Harden'in "Spices" modeli ile Johns'un "stem cell" kavramını ortaya attığı çalışması olduğunu gördüm. Harden'in "Spices" modeli, tüm tıp eğitimi müfredatlarını içerdiğinden, model çalışmamın kuramsal çerçevesi içinde önemli bir yere sahip . Model içinde yer alan probleme dayalı öğrenim yöntemini özellikle incelemeyi plânlıyorum.

 

Johns'un "stem cell"i işe var olan sorunlara karşı ideal bir hekim profili çizdiğinden kuramsal çerçeveme yön veren diğer çalışma. "Stem Cell" e ulaşmak için nasıl bir öğrenim sişteminin uygulanmasi gerektiğini saptamak temel amacim olacak.

 

 

HİPOTEZLER

 

         Tıp fakültelerinde verilen eğitimin yetersizlikleri, mezun öğrencilerin meslek hayatında uyumsuzluklar yaşamasına sebep olmaktadır.

 

          Tıp eğitimi öğrencileri mezun olduklarında çalışma şartlarına uyum sağlama yeteneği kazandırmamaktadır.

 

         Hekimler meslek yaşamına atılmadan önce ne ile karşılaşacaklarının bilincinde değillerdir.

 

         Hekimlerin tıp mesleğini seçmesinde ailenin ve toplumsal çevrenin büyük rolü vardır.

 

         Hekimlerin çoğu geleceğe yönelik endişeler taşımaktadırlar.

 

YÖNTEM

 

         Bu Araştırmada bilgiler İbni Sina, Hacettepe ve Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanelerinde çalişan asiştan ve uzman hekimlerden toplanmıştır. Amacım hekimler arasındaki mesleki uyumsuzluk ve tatminsizlikleri belirlemekti. Araştırmada veri toplamak için kullanacagim yöntem anket yöntemidir. Soru formunu hazirlarken daha önceki çalışmalar gözden geçirilmiş ve onlardan yararlanilmiştir. Soru formunun hazirlik asamasinda verileri değerlendirmede sağladığı kolaylık açişindan kapalı uçlu sorular tercih edilmiştir.

 

Sayılan hastanelerdeki tüm hekimlerle teker teker mülakat yapılamayacağı için en uygun yöntem ankettir.

 

         Araştırma kapsamında uygulanan anket formu Ek-1’de verilmiştir.

 

 

KILAVUZ SORULAR

 

 1. Kimler tıp eğitimini seçiyor?

          2. Tıp  mesleğinin seçilmesinde rol oynayan faktörler nelerdir?

 

  3. Hekim olarak meslekte başarılı olmayı sağlayan faktörler nelerdir?

 

          4. Hekimler tıp mesleğini nasıl tanımlıyorlar?

 

          5. Hekimlerin geleceğe ilişkin mesleki kaygıları var mıdır?

 

          6. Hekimlerin sosyal uyum ve iş tatmine dair sorunları var midir?

 

 

BULGULAR

 

Üç farklı hastaneden altmış hekimle yapılan anketin sonuçlarına göre;

 

1) Genel Özellikler:

 

Anket uygulamasına katılan hekimlerin yaş frekansları Tablo-1’deki gibidir.

 

       Yaşınız

 

 

 

Frequency

 

Percent

 

Valid Percent

 

Cumulative Percent

 

25

 

4

 

6,7

 

6,7

 

6,7

 

26

 

9

 

15,0

 

15,0

 

21,7

 

27

 

4

 

6,7

 

6,7

 

H. Riza Karipçin
2007-12-20 Tarihinde yayınlanan makale, 264 defa görüntülendi.


 
 
  (c) 2007 özgürdergi