|
“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar Yeryüzünde sizin kadar yalnızım Bir yalnızlık şarkısı söyler sazım Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım”
Bu eski, Türk Sanat Musikisi eserinde olduğu gibi yalnızlığın acı yönleri olduğu kadar, bazen hepimizin tercih ettiği büyülü ve dinlendirici etkisi de göz ardı edilmemelidir. Özündeki hakikâti arayan insanların ruhî çalışmalarında yola çıktıkları bir noktadır yalnızlık. Şiirler yalnızken kaleme alınır, besteler yalnızken notalara dökülür, ilhamlar yalnızken daha çok beyne akar. Tasavvuf yolcularının kutlu manalar yüklediği yalnızlığın adıdır Uzlet.
Bir köşeye çekilip insanlardan uzaklaşarak sadece Allah’ı zikir ve ibadetle meşgul olmak şeklinde açıklanan Uzlet kavramı; diğer İslamî terimler gibi, tam olarak Türkçe’ye çevrilmesi güç bir kelimedir. Bu hafta uzlet konusuna hangi başlık uyar diye düşünürken, bir çay içimi uğradığım, dost kelimesinin hakkını veren bir kardeşim, bezgin ve sıkılmış bir halde şöyle konuştu: “Bıktım dostum. Yoruldum bu insanlardan. Dayanamayacağım. Artık insan perhizi yapmaya karar verdim.” İşte, dedim bizim başlık çıktı. Uzlet kavramına en güzel yakıştırma “İnsan Perhizi” olabilirdi ancak. Ruhumuzu hasta eden kişilere perhiz uygulayarak manevi şifa bulmaya çalışmak!.
Gazali — Sühreverdi - Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin eserlerini karıştırırken görebildiklerimi birlikte okuyalım:
Uzletin Hükmü
Âlimler bu konuda ihtilafa düşmüşler. Hararetle uzleti savunanlar olduğu gibi, insanlardan ve özellikle cemaatten uzak kalmayı günah görenler de olmuştur. Özellikle; Süfyanı Servi - Hasanı Basri - İbrahim Edhem-Fudayl bin İyaz - İbrahim Havas - Davudu Tâî-Bişri Hafî, insanlardan kaçmayı onlara karışmaktan daha faziletli görenlerden başlıcalarıdır.
Uzleti savunanlar, Kur’an ayetlerinden deliller bulmaya çabalasalar da bu ayetlerin kâfirlerden uzaklaşma için indiği gözden kaçırdıkları noktadır. Kur’anî açıdan daha çok Hz.Musa’nın 40 gün süre ile Tur’da yalnız başına gecelemesi esas alınır. Sünnette ise Hz.Rasulullah(a.s)’ın Hira süreci dayanak olarak vurgulanır.
Hz. Ömer (r.a): “Uzletten nasibinizi kaçırmayın.” derken, Davudu Tâî: “Ölünceye kadar oruç tutunuz ve aslandan kaçar gibi insanlardan kaçınız” diyecek kadar ileri gider. Hükümdarlardan biri, Hatemi Asmam’e dedi ki: “Benden bir iyilik ister misin?” Hatem: “Ne sen beni gör, ne de ben seni” diye cevap verdi. Sehli Tusteri’ye birisi “Arkadaş olalım mı” dedi. Sehl “Ya birimiz ölürse, öbürü kiminle arkadaş olacak” dedi. Adam “O zaman Allah yeter” dedi. Sehl “Arkadaşım ölünce üzülmektense şimdiden Allah’ı arkadaş seçer ve hiç üzülmem” diye karşılık verdi.
Uzletin Faydaları
İnsanlardan kenara çekilmek ve yalnızlığı seçmekte bazı faydalar olacağı tespit edilmiştir. Onlardan başlıcaları:
1-İbadetlerin en hayırlısı Zikir ve Tefekkür yalnızken daha verimlidir. Dağda bir köşede yaşayan Allah Dostu zata sordular: “Yalnızlıkla nasıl başa çıkıyorsun, hiç sıkılmıyor musun?” Şöyle cevapladı: “Yalnız olduğumu nereden çıkardınız ki? Allah’la konuşmak istersem namaz kılarım. Allah benimle konuşmak isterse Kur’an okurum. Sizce ben yalnız mıyım?”
Üveys el Karani’ye gelen biri “Ey Üveys, ben sana arkadaş olmaya geldim” dedi. Üveys : “Allah’ı tanıdıktan sonra arkadaşa ihtiyacım kalmadı.” dedi.
2-İnsanlarla beraberken işlenen bazı günahlardan kurtuluş vardır: Özellikle insanı yakan ve cehenneme sürükleyen bazı günahlar, diğer insanlarla beraber olmakla işlenir. Uzlet bunlardan da kurtulmamızı sağlar. Gıybet:.. Ölü kardeşinin etini yemek olarak aşağılanan gıybet günahı mutlaka birkaç kişinin birlikte sohbetinde ortaya çıkar. Sözlere katılmasanız bile dinlemek de günaha iştirak sayılır.
İyiliği emir ve Kötülüğü yasaklama görevinin terki: İyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak Müslüman’ın Müslüman’a karşı kardeşlik görevidir. Ancak bunu yapmak kolay da değildir. Çünkü, insanlar genellikle hatalarını söyleyeni sevmezler ve hatta onu zıt belleyip tavır alırlar. Bir dini görevi yapayım derken, kimsenin istemediği kişi konumuna da düşebilirsiniz. Allah için severek hatasını söylediğiniz kişi, sizi gösteriş ve ukalalık ile suçlayabilir ve hatta “Başımıza bilgiç mi kesildin? Senin de geçmişini biliyoruz!” diyerek arada kırgınlık doğmasına da sebep olabilir. Uzlete çekilen, böyle bir ağırlıktan da kurtulur.
Riya ve Fitneden de kurtuluş vardır: Ne kadar “ben uzağım” deseniz de, toplum içinde ibadetlerinize gösteriş karışabilir. Yalnızlık bunu da önler. Ayrıca, toplumda başlayan fitne ve ayrılıklardan da uzak kalmış olursunuz.
Arkadaş ve Dostların Özellikleri Kişiye Geçer: Kişi dostu ile beraberdir diye boşuna söylenmemiştir. Gafil dostlar, kişiyi gaflete, ahmak arkadaşlar da yanlışlara sürükler. Kişi farkında olmadan arkadaşının elinde günah ve kötülük ekilen bir tarlaya dönüşür. Bu da kişiliğin bozulmasını getirecektir. Resulümüz ne güzel buyurur: “Kötü arkadaş demirciye benzer. Yanında durdukça, elbisen yanmasa da duman ve is kokusu üstüne çöker. İyi arkadaş misk satana benzer. Sana misk vermese de güzel kokusu üstüne siner.”
3-Şehirler ve topluluklar fitne kaynar. Uzaklaşan, bundan da kurtulur: Beladan ne kadar kaçarsanız kaçınız bazen kardeşiniz, dostunuz, komşunuz sebebi ile kendinizi bela kazanı içinde bulursunuz. Uzlet bundan da kurtuluş sağlar. Rasulullah(a.) şöyle buyurdu: “Bir zaman gelecek ki; kişi dinini korumak için tilki gibi bir dağdan ötekine, bir mağaradan diğerine kaçacaktır. “Ya Rasulallah o zaman hangi dönemdir?” dediler. “Geçinmek için alınan maaşın günaha girmeden kazanılamadığı, namazın terk edildiği, konuşanların çok bilginlerin az olduğu, isteyenin çok, verenin az olduğu, arzuların hayat rehberi olduğu, rüşvetin normal sayıldığı, menfaat karşılığında dinin satıldığı zamandır” buyurdu.
“İnsanların sözlerinde durmadıkları, emanete önem vermedikleri ve birbirlerine düştükleri zaman evinize sığının ve dilinize hakim olun. O gün kendi işinizle ilgilenin ve insanların işine karışmayın” Hadisi Şerifi de yalnızlığa kaçılacak dönemin özelliklerini gözler önüne sermektedir.
İbni Mesud (r.a):”Şeytanın alkışlandığı, Hakk’ın reddedildiği, zulüm ve haksızlığın kabul gördüğü dönemde evinize kaçınız.”
4-İnsanların şerrinden kurtuluş vardır: Mezarlıklarda dolaşmayı, yalnız başına kitap okumayı seven birine neden böyle yaptığı soruldu. Şöyle cevap verdi: “Yalnızlık gibi güvenli bir yer, mezarlık gibi etkili vaiz, kitaptan daha sadık bir arkadaş göremiyorum.”
5-İnsanların kişiye tama’ ve ümidi kesilir. Kişi, insanlara çok ümit bağlamaktan kurtulur:
Çalıştığımız işler gereği insanlar bizden çok şey beklerler. Bunlar kişiyi çoğu kere yorar. Hiçbir insanı da dört dörtlük memnun etmek mümkün değildir. Yalnızlığa çekilende insanların ümit ve beklentisi kalmaz. Ayrıca kişi yalnızlığa çekilmekle, diğer insanlardan iyilik beklemekten de kurtularak, sadece Allah’tan istemeyi ,O’na güvenmeyi ve tevekkülü kavrar.
6-Ahmak-Uyuşuk - Ağır Canlı - Can Sıkıcı tipleri görmekten de kurtuluş vardır: Ağır canlı insanlar, uyuşuk tipler ve paspal denecek tarzda kendine dikkât etmeyenlerle bulunmak, onlar hiçbir şey yapmasa bile başlı başına moral bozukluğu demektir. Siz çalışırken yanınızdakinin vurdumduymaz, dünya yansa ipliği yanmayacak umursamazlıkta olması sizin de huzurunuzu kaçıracaktır. Uzlet, buna en güzel ilaçtır.
Uzletin Zararları
1-İlim Öğrenmek ve Öğretmekten yoksun kalınır: İlim öğrenmek ve bildiklerini öğretmek, insanın gelişimi için İslamiyet’in üzerinde önemle durduğu bir husustur. Yalnızlığa çekilip toplumdan uzak olmak yaşam biçimi haline getirilirse, kişi yeni bilgiler öğrenmekten ve bildiklerini bilmeyenlere öğretmenin sevabından yoksun kalacaktır.
İsa(a.s)buyurur: “İlim öğrenip onunla hayatını yaşayan ve başkalarına öğreten kişiyi gökte melekler Büyük İnsan unvanı vererek anarlar.”
Resulümüz(a.s)ün “İlim Çin’de de olsa gidip alınız. İlim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır” hadislerini bilmeyenimiz yoktur.
2-Almak ve Vermek faydasından yoksun olur: Almak faydası tabir edilen; çalışarak kazanmak, maişetini insanlar arasında temin etmektir. Ticaret de, maişet de insanlar arasına karışmadan yapılamaz.Vermek ise; sadaka, zekat gibi görevlerle kazandığını, insanlarla paylaşmaktır. Yalnızlığa çekilen, bunlardan da yoksun kalacaktır. İşte bu açılardan sırra erenler; “Çoluk çocuğu ve ailesi olanın toplumdan uzaklaşarak bakmakla yükümlü olduklarını bırakıp uzlete çekilmesi haramdır” demişlerdir.
3-İnsanlara sabır ve tahammül kişinin ahlakını olgunlaştırır: Sadece çirkinliklerin değil, güzel ahlakın da yaşanıp değer kazanacağı yer toplumdur. Nefsin olgunlaşması, kişinin dayanıklı bir ruh hali kazanması yanlışlara tahammül ve belalara sabırla oluşur. Yalnız kişi ne sabredecek bela, ne de tahammül edecek yanlış ahlaklı insan görmeyeceğinden, sabır yönünden mesafe almaktan da geri kalacaktır.
4-Bazı yalnızlıklarda vesvese hakim olur: Şeytanın yalnızlık anlarını kolladığı da bir hakikâttir. Uzlete çekilen kişi, birden bire yoğun bir tespih ve zikir sürecine dalar ise, bir müddet sonra bedeni ve nefsinin bunu kaldıramayıp ibadetten soğuma tehlikesi ile de karşı karşıya kalması ihtimal dahilindedir.
İbni Abbas: “Eğer şeytanın vesvesesinden çekinmeseydim ben de insanlarla irtibatı keserdim” derken Hz.Ali (k.v), kalbin durumuna dikkât çekerek: “Kalbin rahatını kaçırmayınız. Çünkü birden zorlarsanız, kalp görmez olur.” buyurur.
5-Cenaze — Düğün — Davetler — Kutlamalar -Taziye gibi insanî vazifelerden de yoksunluk vardır:
Müslüman’ın Müslüman kardeşine vazifelerinin en hassas olanları bunlardır. Bunları yerine getirme sevabından, yalnızlığa çekilen kişi uzak kalacaktır.
6-Tevazu insanlarla yaşanır. Yalnızlıkta gizli kibir doğabilir: Uzlete çekilen kişi bir müddet sonra “Nasıl olsa insanlar günahkâr. Ben onlardan kaçtım. O halde ben iyi biriyim” kibrine kendini kaptırabilir. Kibir ise şeytanın başta gelen sıfatlarından olup cehenneme vesile olur. Tevazu, alçak gönüllü olmak, birden fazla insanla yaşanır ve kibir hislerini törpüler. Yalnızlığa çekilen kişi, üstün ahlaki vasıflardan olan tevazudan da uzaklaşabilir.
Uzletin Edepleri
Yalnızlık köşesine çekilen kişi, kendini insanların zararından koruduğu gibi, kendisi de onlara zarar vermekten kurtulmuş olur. Ancak bir köşede boş boş oturmak uzlet değildir.Yalnızlığı kutlu bir eyleme dönüştürmek için; az yemek, az uyumak, az konuşmak, bol bol zikir ve tesbihatta bulunmak gerekir.
Halvet-Çile: Yalnızlığın kutlu bir çalışmaya dönüştürülmesinin adı Çile ya da Halvet olarak tasavvufi eserlerde yer alır. Hak yolcusunun 40 gün süre ile küçük bir mekanda yalnızlığı seçmesidir.40 günlük halvetler olduğu gibi Mevlevilikte olduğu şekliyle 1001 gün uzlet yaşayanlar da olmuştur. Çile mekânları, genellikle bir insanın ancak sığabileceği dar hücrelerdir. Yolu Konya’ya düşenlerin Mevlana Türbesi alanında yer alan derviş hücrelerini incelemelerini tavsiye ederiz. Ayrıca Eskişehir’in Seyitgazi İlçesinde bulunan Seyit Battal Gazi Dergâhında bir insanın eğilerek bile zor yaşayacağı çile hücreleri vardır.
İstanbul’da bulunan kardeşlerimiz, çilenin en sade mekânı olarak Unkapanı’nda bulunan Şeyh Vefa Hazretleri Camii’nin arkasında Şeyhin çile odasını görebilirler.
Uzlete Çekilelim Ama Nasıl?
Bütün bu anlatılanlardan sonra günümüzde uzleti nasıl yaşayabileceğimiz sorusu doğal olarak akla gelecektir. Anlaşılan odur ki; günümüzde ne 40 günlük çile, ne de dağ başlarına, su kenarlarına çekilme şeklinde bir uzlete imkân yoktur. Hayatın akışı, bakmakla yükümlü olduklarımız, sorumluluklarımız, işimiz buna izin vermeyecektir. Bu konuda en güzel tavsiyeyi İmam Gazali dile getirir. Şimdi O’na kulak verelim: “İslam, toplum arasında olmayı ve ilimi emrettiğine göre, yaşanacak en güzel uzlet;bedeniyle insanlar arasında, ruhen ise Allah’la beraber olmaktır. Konuşmak isteyenler olursa cevap vermeli ama lüzumsuz lakırdı etmemelidir. Ziyarete gelene gitmeli, ama zamanını gereksiz ziyaret ve davetlerle de doldurmamalı,kişi kendine boş vakit üretmeye çalışmalıdır. Hayır ve Hak üzere olanlara madden ve manen yardımcı olmalı, şer üzere gidenlere ise usulü çerçevesinde ikazlarda bulunmalıdır.”
İnsanlardan ayrı kalmaya çalışmak elbette zordur. Bunu kolay hale getiren etkenleri Gazali şu şekilde maddeler:
1-Bütün boş vaktini ibadete ayır. 2-İnsanlardan beklentilerini kesin olarak at,bir kenara bırak. 3-İnsanlardan gelen zararları ve aldığın darbeleri iyi düşün.
Bunları yaparsanız yalnızlığa çekilmeniz daha kolay olacaktır.
***
Dostlar;
Yaratılanların en şereflisi olan insan, melekî bir boyuta yükselme kabiliyetine sahip olduğu kadar şeytanî boyutun en aşağısına da düşmeye eğilimlidir. İnsanı yoldan çıkaranlar, günaha sevk edenler yine insanlardır.
Sizi ruhen rahatsız eden, ibadetinize engel olan, zihninizi bulandıran, sizi çekemeyen, her fırsatta aşağılamaya çalışan insanlara karşı en iyi ilaç; insan perhizidir. Bu perhizi bir süre uygulayın.
Kalbiniz şifa bulduktan sonra topluma dönüşünüz daha muhteşem, hayatınız daha anlamlı olacaktır.
Yararlanılan Eserler:
1- İhyau Ulumiddin/Uzlet Böl./Gazali 2- Marifetname/Uzlet/Erz.İ.Hakkı 3- Tasavvufun Esasları/Halvet ve Uzlet Böl/Sühreverdi 5- Kimyayı Saadet/Uzletin EdebleriBöl./Gazali 6- Minahac’ül-Abidin/İnsanlar Böl./Gazali
İstanbul - 11.03.2003
Yazar: Mehmet Doğramacı
2009-12-19 Tarihinde yayınlanan makale, 27 defa görüntülendi.
|