|
Türkler Cumhuriyetin ilânından beri bu iki yoldan ilkini, yani mekanizmayı pekiştirmesi pahasına denetimin rasyonel bir zeminde yürütülmesini tercih etmişlerdir. Ne var ki dünya sisteminin ratio'su ile Türklerin ratio'su mutabakat halinde değildir. Türkler mevcudiyetlerine itina göstermeksizin; bu demektir ki ihya, ıslah, inşa, imar, tek kelimeyle üretim çabasını göze almaksızın dünya toplumları ayarında yaşamanın bir yolunu bulmaya uğraşıyorlar. Dünyadaki denetim mekanizması yürürlükte olduğu sürece Türklerin rağbet ettikleri yaşama yolu baskı mekanizmasının pekişmesine hizmet anlamına geldi ve geliyor.
Sağ uçlardan biri gibi algılanan eğilimle sol kanatta yer almış kabul edilen eğilimin katkıda bulunduğu bir hükümet; IMF'nin talimatları, ardarda yakalanan PKK ileri gelenleri, Kıbrıs, Kafkasya, İç Asya, İsrail... Allah Allah! Neler oluyor? Anlayana aşk olsun!
Siyasi gelişmeler ve olayların akışının ülkeyi sürüklediği faaliyet alanları her kimi şaşırtıyorsa bilin ki o kimse bu şaşkınlığa dünyada yürürlükte olan yapı hakkındaki bilgisizliği sebebiyle uğruyordur. Eğer "neden böyle oluyor?" diye soran kişi dünya sisteminin bir denetim mekanizmasından ibaret olduğunu bilseydi her atılan adımın bu mekanizmanın mihaniki hareketlerinin gereği olduğunu fark edebilirdi.
Denetlenen unsurlar denetleyen güç önünde, denetimi reddetmenin dışında ve ötesinde bir şeyler yapmak zorunda. Çünkü denetimi reddetmek gerçekten babayiğit harcı. Ortalıkta babayiğit bulunmadığına göre siyasetçiler adına geriye yapılacak iki şey kalıyor: Ya mekanizmanın pekişmesi bedeli karşılığında denetimin rasyonel bir zemine oturtulması iuçin faaliyet göstermek veya mekanizmanın işleyişini ancak denetim altında tutulanların hayat şartlarını iyileştirmek bedeli karşılığında kabullenen bir tutum takınmak.
Türkler Cumhuriyetin ilânından beri bu iki yoldan ilkini, yani mekanizmayı pekiştirmesi pahasına denetimin rasyonel bir zeminde yürütülmesini tercih etmişlerdir. Ne var ki dünya sisteminin ratio'su ile Türklerin ratio'su mutabakat halinde değildir. Türkler mevcudiyetlerine itina göstermeksizin; bu demektir ki ihya, ıslah, inşa, imar, tek kelimeyle üretim çabasını göze almaksızın dünya toplumları ayarında yaşamanın bir yolunu bulmaya uğraşıyorlar. Dünyadaki denetim mekanizması yürürlükte olduğu sürece Türklerin rağbet ettikleri yaşama yolu baskı mekanizmasının pekişmesine hizmet anlamına geldi ve geliyor.
Halbuki Türkler yol bulmak beleşçiliğini kendilerine yakıştıracaklarına kendilerine bir yol etmek tercihinde bulunmuş olsalardı şimdi başlarına ne çorap örüldüğünün endişesi, yürek çarpıntısı içinde değil; "gelecekleri varsa, görecekleri de var" sükuneti içinde olurlardı. Yol etmek bir mesafeyi ileri/geri, öne/arkaya ısrarla kat etmek suretiyle gerçekleşir. Bir toplumun kendine yol ettiğinin en belirgin işareti de yaşadığı mekânı insan haysiyetini rencide etmeyen şekle kavuşturmasıdır. "Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan" diye marş söyleyip gözleri yaşaranlar, acaba Türkiye'deki demir yollarının dünya ölçülerine nazaran düştüğü duruma bakıp da mı ağlamaktadırlar?
Yazar: İsmet Özel
2009-10-19 Tarihinde yayınlanan makale, 48 defa görüntülendi.
|