Astroloji
     Sağlık
     Sanat
     Sosyoloji
     Tarih
     Tıp
     Yönetim
     Genel Konular
     Yabancı Yayınlar
     Edebiyat
     Politika
     Hukuk
     Fizik
     Felsefe
     Bilim Teknik
     Eğitim
     Din
     Ekonomi
 
 
 Sığ Sulardan Derin Denizlere

Fırtına
Geçse de yolumuz bozkırlardan
Denizlere çıkar sokak
Yıllardan sonra aylardan sonra
Yeniden yan yana onlar.

Murathan Mungan


Murathan Mungan Fırtına adlı şiirinin dizeleriyle Deniz Gezmiş,Yusuf Arslan,Hüseyin İnan’a Karşıyaka ‘nın üç gülüne gönderme yapmıştı.

6 Mayıs 1972’de güneş bile daha az parlıyordu sanki. Aradan 36 yıl geçti. Bitmez bir yürek sızısıydı. Dağ gibi birer kara yağız delikanlılardı. Acının surlarında ateşler yakan halkın bilincine dökülen yüreklerdi. Uzak köyler kuran yankısı bugünlere kalan ısrarcı ve tutarlı hep genç kalmış, güneşten ışık yontan adamlardı. Gittiler ortalık karardı. Mısralarını yazdırabilecek kadar aydınlık, bir o kadar sonbahara, birçok bahara adını verecek atlılardı. Onlar sığ sularda yüzmek yerine derin okyanusları tercih ettiler.

Halkın umudu bir nehre benzeyen ve o nehri besleyenlerdir. Ölüm arayanlar bu nehrin önünü kesilsin isterler.

Bilmezler ki önü kesilen nehir derinleşir ve taşar. Gayeleri nehirlerin kurumasıdır. Bakarlar dağ su olmakta; gözyaşı irileşir, dağlaşır nehre doğru yuvarlanır ve köpürür gider ve halkın yüreğinde türküyle dillenir:"Şarkışla'ya düşürmesin Allah sevdiği kulunu / Gemerek'te çevirmişler Deniz Gezmiş'in yolunu."

Tanırdık genç yürekleri. Sevgiliden mektup bile almayan, kitaplarını birer mum ışığında bitiren. Giresun’da ki yoksul köylüler ve Ege’deki tütün işçileri için ölen. Darağacı'na bir gül bahçesine gider gibi giden. Onlar ülkenin geleceğini çok erken yaşta tahlil ettikleri için zamansız soldurulan fidanlardı.

Onlar, hiç bir gücün ve kimsenin piyonu olmadılar. Hiç bir gücün emriyle ya da herhangi bir kimsenin fikriyle insan öldürmediler. Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan kimsenin kuklası olamayacak kişilerdi. "Gencecik insanların beynini yıkamak" bir yana, kendileri gibi bu yola bilerek girmişlerdi. Amerikan emperyalizminin karşısında yer alarak ülkemizin emperyalist ülkelerin çıkarlarına peşkeş çekilmesini ve eşkıyanın dünyaya hükümdar olmasını, vatan toprağının işgal edilmesini istemediler. İncirlik üstünün Amerika tarafından kullanılmasına karşı çıkarak emperyalizmin gayri milli olduğuna, ona karşı mücadelenin suç olmadığına; bağımsızlığın Mustafa Kemal’den armağan olduğuna inandılar.

Bunun içindir ki, önümüzdeki sorun amerikan emperyalizmidir. Emperyalizm, yoksul ülkelerdeki en ufak bir kıpırdanmadan rahatsız olur. Bunun için de ne pahasına olursa olsun bağımsızlık mücadelelerini daha zayıfken ezmek yok etmek ve kendi hâkimiyetini devam ettirmek ister.

Ne yazık ki; Türkiye de hala kalkınamamış olup, yarı bağlı durumdadır. Türkiye’nin kalkınması ve halkın daha iyi bir seviyede yaşamasının yolu tam bağımsızlıktan geçer.

Bu yazıyı Refik Durbaş’ ın Yıldönümü şiiriyle noktalayalım:

Yıldönümü
Yetim komadı hiçbir
Zaman umudu dağlar.
Elinde çiçeğe duran lüver, parkan
Ve direncin
Hıyanetin azgın sularından çaldığından beri ölümü
Can yoldaşım, al aydınlığım, öz bilincim
Sessizliğe hükümlü kılma öfkeni
Kutlu olsun bir kez daha inancın yıl dönümü.



Yazar: Özgür KARAKAYA
2008-05-28 Tarihinde yayınlanan makale, 17 defa görüntülendi.

 
 
  (c) 2007 özgürdergi