Astroloji
     Sağlık
     Sanat
     Sosyoloji
     Tarih
     Tıp
     Yönetim
     Genel Konular
     Yabancı Yayınlar
     Edebiyat
     Politika
     Hukuk
     Fizik
     Felsefe
     Bilim Teknik
     Eğitim
     Din
     Ekonomi
 
 
 Benim tarihim, benim talihim

Yıl 1977, aylardan Nisandı. 18 Nisan 1977'de bir gazetede günlük fıkralar yazmaya başladım. Şimdi sormaya değer diye düşünüyorum: Ne yaptım yirmi iki yıl boyunca? Neredeyse çeyrek asırlık gazete yazarlığı tarihimin bana getirdiği talih neydi? Bunu açık seçik kavrayabildiğimi söyleyemem. Dolayısıyla bu konuda açık seçik ifadelere bir başka kimsenin de ulaşabileceğini sanmıyorum. Kendi payıma açık seçik bildiğim tek şey şu oldu: Eğer Türkiye'de yaşayan müslümanlar ülke çapında bir hareket serbestisi gereği duymuşlar ve onların bu niyetleri engellerle karşılaştığında bir katkı gereği doğmuşsa üzerime düşeni yapmaktan geri durmadım. Yirmi yıl boyunca siyaset bilimi tabirince "real politik" denilen ne ise, onun semtine uğramış değilim. Buna mukabil dikkatle geri durduğum, isteseydim çok kolay yapabileceğim şey adımın etrafında bir "marka" husule gelmesiydi. Tarihimdeki talih belki de bu.

Yaptığım iş dolayısıyla nabza göre şerbet vermeme hiç ihtiyaç yoktu. Dolayısıyla bir gazete yazarı olarak "ağır" yazdığım kolayca şikâyet konusu olabildi. Yazdıklarımı anlaşılmaz bulanlar her zaman çoğunluktaydı. Bu çoğunluğun farketmediği husus benim hitap ettiğim müslüman okurun veya kulağı benim sesimde olan müslümanların geçtiğimiz yirmi yıl içinde bir eli yağda, bir eli balda olanlar arasından çıkmadığıydı. Dile getirdiklerim bu türden insanlara zor anlaşılır görünmedi. Zor olan islâmi tutumun korunmasında etkili ve kurulu düzenin yapısı nezdinde yetkisiz müslümanların durumuydu, benim yazdıklarım değil.

Şimdi Türkiye'deki siyasi değişim müslümanların tutum, davranış ve kavrayış bakımından bir dönemi geride bıraktıklarının işaretlerini veriyor. Geçmiş dönemde müslüman kimliğini öne çıkaranların en geniş meşguliyet alanı "real politik" olmuştur. Bu yeni dönemi gayet sarih bir biçimde ve rahatsızlık hissiyle anlıyorum. Anladığımı müslüman kamuoyuna anlatmamın fayda getirip getirmeyeceğinden ve benim bu anlatıma yetecek araçlar bulup bulamayacağımdan kuşkuluyum. Şu kadarından kuşku duymuyorum ki yeni dönem sadece kavrayış normları yönüyle değil, aynı zamanda çalışma ruhu itibariyle bana, benim yazdıklarıma tümden yabancıdır. Benim yirmi yıl boyunca yazdıklarımı şimdiki durumla uyumlu kılmak benim için mümkün değil. Çünkü benim birikimim günümüzün şartlarına cevap verecek değerlerden oluşmamıştı. Ama bu birikim geride bıraktığımız dönemde müslümanların karşılaştıkları zorluklara cephe almak için elverişliydi. Demem odur ki geride bıraktığımız yirmi iki yılda benim için en önemli görev bir siperi korumaktı. Şimdi ise "siper" tabiriyle neyi anlamak gerektiği belli değil. Aynı sipere girmemiz gerektiği hususunda kiminle mutabakat kurabileceğimiz ise hiç belli değil.

Yazılarımda yemek tarifi vermediğim düşünülecek olursa, bundan sonra yazacaklarımın kimin ilgisine açık olduğu tamamen meçhul.



Yazar: İsmet Özel
2008-04-18 Tarihinde yayınlanan makale, 141 defa görüntülendi.

 
 
  (c) 2007 özgürdergi