Astroloji
     Sağlık
     Sanat
     Sosyoloji
     Tarih
     Tıp
     Yönetim
     Genel Konular
     Yabancı Yayınlar
     Edebiyat
     Politika
     Hukuk
     Fizik
     Felsefe
     Bilim Teknik
     Eğitim
     Din
     Ekonomi
 
 
 TEKViN ve TUFAN

Suların nasıl oluştuğuna ve kabardığına dair “Ve Allah dedi: Suların ortasında kubbe olsun, ve suları sulardan ayırsın. Ve Allah kubbeyi yaptı, ve kubbe altında olan suları, kubbe üzerinde olan sulardan ayırdı; ve böyle oldu. Ve Allah kubbeye gök, dedi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün. Ve Allah dedi: Gök altındaki sular bir yere biriksin, ve kuru toprak görünsün; ve böyle oldu. Ve Allah kuru toprağa Yer, dedi; ve suların birikintisine Denizler, dedi; ve Allah iyi olduğunu gördü.” [Eski Ahit, Tekvin, Bap 1, 6-10.] Tektanrılı dinlerin öykü deposunu önceleyen, dolayısıyla hazırla-I yan, yoğuran en eski metinler Yaradılış ve Tufan imgelerine odaklan-I mıştır. Elimizdeki dip kaynak Gılgameş Destanının Tufan şiiri: O nokta-1 dan başlayarak su’yun varoluşu ve yokoluşu iki omuzunda taşıdığını I gözlüyoruz. Beş bin yıl öncesinin evren tasavvurunda gökyüzünün suyla kaplı I olduğu, hava’nın su’yun bir hali olarak tasarlandığı apaçıktır: “Suların I ortasında kubbe olsun, ve suları sulardan ayırsın”. Aziz Yuhanna’nın “Görüm”ü (“apokálupsis”i Kıyamet’e indirgememek gerekir, “vahiy” bo-{ yutunu atlayarak) üzerinde çalışan Endülüslü Arap minyatürcüsü, Nil’i I ve Akdeniz’i içeren, yeryüzünü kuşatan sonsuz döngülü bir suyla sınırlı haritasında bu evren tasarımının yetkin bir örneğini verir. Aynı yaklaşımla Doğu minyatürlerinde ve Codex Mendoza’nın ilk sayfasında da karşılaşıyoruz: Aztek efsanelerine göre, Texcaco gölü herşeyi kuşatmaktaydı.

Hayat’ın ana kaynağı su, Ölüm’ün ana kaynağı olmaktan geri durmamıştır: “Büyük enginin bütün kaynakları yanıldılar, ve göklerin pencereleri açıldılar.” Nuh’un gemisi, yazılı tarihin ilk kurtuluş metaforudur — herkesin bir gemisi olmalı.

Kuşatan deniz, kabaran deniz, gökkubbe deniz: Bu ortak korku hiçbir vakit bütün bütüne erimemiştir. Önce Panofsky, sonra Hartmut Böhme, Dürer’in kıyamet alıştırmalarını, döneminin bağlamına yerleş-tirirler: 1494’den başlayarak, bir göktaşının yerküreyi yokedeceği yollu kolektif korku ressama da bulaşır; 1498’de, 1500’de gerçekleşeceği inancı gitgide büyüyen Kıyamet’ten önce Aziz Yuhanna’nın metnini resimler; 1525’de, hâlâ gücünden birşey yitirmeyen son korkusunun etkisiyle gördüğü bir düşü yazar ve çizer: “Dev su şeritleri gökyüzünden inecek ve yeryüzü yokolacak”.

Denizden geldik, deniz gelip bizi kaplayacak.



Yazar: Enis BATUR
2008-01-02 Tarihinde yayınlanan makale, 152 defa görüntülendi.

 
 
  (c) 2007 özgürdergi