|
Özet
Teknolojinin durmadan geliştiği bir dünyada insanlar, birbirleriyle rahat ve hızlı bir şekilde iletişim sağlayabilmelerini, eğitime borçludurlar. Bunun için toplumlar, bireylerine, daha iyi bir hayat tarzı sağlamak için, eğitim sistemlerini, diğer ülkelerin eğitim sistemleriyle karşılaştırarak sürekli geliştirmek istemişlerdir. Bu bakımdan, biz de, AB ülkeleri içinde eğitim sistemi açısından farklı bir özelliğe sahip Alman eğitim sistemi ile Türk eğitim sistemini karşılaştırarak sonuçta elde edilen bulgulara dayanarak, özellikle katkıda bulunabilecek önerileri getirmeye çalıştık
Anahtar Sözcükler: Eğitim sistemi, Türk eğitimi, Alman eğitimi, karşılaştırmalı eğitim, Avrupa Birliği
Giriş
İnsanlık tarihi üzerinde etkili olan faktörlerden en önemlisinin eğitim olduğu bilinmektedir. Nitekim, Immanuel Kant, toplumun sahip olduğu bilginin en önemli kaynağının eğitim sistemi olduğunu belirtmektedir.
Yeryüzünde yaşayan insanlar, birbirleriyle rahat ve hızlı bir şekilde iletişim sağlayabilmektedir. Her şeyin süratle gelişip değişmekte olduğu bir dünyada hayat süren toplumların, kendi öz kültürünü koruyabilmesinde ve daha güçlü bir duruma gelebilmesindeki en önemli faktör yine eğitimdir.
O halde, eğitim nedir? Ertürk'e göre eğitim, “bireyin kendi yaşantısı yolu ile ve kasıtlı olarak istenilen yönde davranış değişme meydana getirme sürecidir.” (Büyükkaragöz ve Çivi, 1997, 34). Bu tanıma göre eğitim, bireyin davranışlarının istenilen yönde değiştirilmesinin amaçlandığı bir süreçtir.
Bir toplumu böylesine derinden etkileyip yönlendiren eğitim sisteminin, öteki ülkelerin eğitim sistemleriyle mukayesesi, karşılaştırmalı eğitim alanını ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Nitekim, Türkoğlu karşılaştırmalı eğitimi şu şekilde tanımlamaktadır: “Farklı kültürlerde ve ülkelerde iki veya daha fazla eğitim sistemini teorik ve pratik anlamda farklılıkları ve benzerlikleriyle inceleyen bir araştırma alanıdır.” (Türkoğlu, 1984, 18).
Öte yandan Varış'a göre karşılaştırmalı eğitim, “toplumlarda mevcut olan eğitim sorunlarını ve bunların sebepleri, diğer toplumlarda benzer faktörlere temas ederek belirleyen bir inceleme ve araştırma alanıdır”. Karşılaştırmalı eğitimin temel amacı, eğitim sistemlerinin sorunlarına ve etkilerine dair geçerli bilgiler elde etmek, eğitimde etkili olan faktörlerin çeşitli ülkelerdeki gelişimini inceleyerek, eğitim politikasının belirlenmesine yardımcı olabilecek görüşler kazandırabilmedir (Demirel, 2000, 1-3).
Bu bakımdan, biz de Avrupa Birliği ülkeleri içinde eğitim sistemi açısından farklı bir özelliğe sahip Alman eğitim sistemi ile Türk eğitim sistemini karşılaştırmayı uygun gördük. Amacımız, iki ülke eğitim sistemleri arasındaki benzerlikleri, farklılıkları ortaya koymak, sistemleri etkileyen faktörleri, eğitim kurumlarını karşılaştırarak iki ülke eğitimine, özellikle AB'ye girme çabası gösteren Türkiye'nin eğitim sisteminin geliştirilmesine yönelik teorik ve pratik olarak katkı sağlayabilecek bazı önerilerde bulunmaktır.
1. Türk-Alman Eğitim Sistemlerini Etkileyen Faktörler
Federal Almanya'da eğitim kurumlarının, en küçük yerleşim birimlerine kadar yaygınlaştırılmış olması ve bu birimlerin şehir merkezlerine yakınlığı, kışı sert geçen bu ülkede eğitim sisteminin doğal etkenlerden daha az etkilenmesine yol açmaktadır. Oysa Türkiye'de küçük yerleşim merkezlerinin, şehir merkezlerine uzaklığı ve bu yerlerde genellikle ilköğretimin 5 yıllık süresini kapsayan kurumlarının bulunması ve geri kalan 3 yıllık zorunlu eğitim süresinin de taşımalı sistemle yapılmaya çalışılması, özellikle kışların çok sert geçtiği İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde ve hatta Karadeniz bölgesinin bazı yerlerinde ulaşım güçlüğü sebebiyle eğitim sistemi olumsuz yönde etkilenmektedir.
Eğitim sistemini etkileyen bir başka faktör de nüfus artışı ve dağılımıdır. Federal Almanya yaklaşık 82.6 milyon nüfusa sahip bir ülkedir. 2000-2005 yılları arasında bu ülkede kadın başına düşen doğurganlık oranı 1.4 olarak kabul edilirken; 67.8 milyon insanın yaşadığı Türkiye'de ise, aynı yıllarda kadın başına düşen ortalama doğurganlık oranı 2.4'tür (http://www.die.gov.tr).
Öte yandan nüfus dağılımı itibariyle Almanya'nın yaklaşık 25 milyonu, nüfusu 100.000'den çok olan 85 büyük şehirde, geri kalanı da kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Türkiye nüfusunun takriben 44 milyonu il ve ilçelerde, geri kalanı da köylerde yaşamaktadır. On milyondan fazla insanın yaşadığı İstanbul'un nüfus oranı ülke nüfusunun %15'ini teşkil etmektedir (http://www.die.gov.tr).
Dil sorunu da eğitim sistemini etkileyen bir başka faktördür. Almanya nüfusunun yaklaşık %9.2'sini yabancılar oluşturmaktadır. İçinde bulundukları ülkenin dilini iyi öğrenemedikleri için bu sorunun devamı, Alman eğitim sistemini olumsuz yönde etkilemektedir. Ancak, Türkiye'de yabancı nüfusun fazla olmaması sebebiyle dil açısından sistem önemli ölçüde etkilenmemektedir (Kanat, 2005, 117).
Alman eğitim sistemine az da olsa olumsuz etki yapan etmenlerden biri de, din faktörüdür. Bu ülkedeki yabancı çocuklara, ne kendi dinlerine göre eğitim verilmekte ne de onlar o ülkenin dinini öğrenmeye zorlanmaktadır. Ancak, bu gibi öğrencilere (Türklere) telafi eğitimine yönelik Ahlâk Bilgisi dersi zorunlu olarak okutulmaktadır.
Türkiye'de ise, farklı dinlere mensup fazla öğrenci bulunmadığından ve ayrıca İslam din eğitimi alma zorunluluğu olmadığından eğitim sistemi de bundan pek etkilenmemektedir.
Eğitim sistemi politik faktörden etkilenmektedir. Almanya'da kurulan fedaral hükümetler, güvenoyu ile korunmaktadır. Eğitim Bakanının yetkisi de sınırlıdır. Ayıca bu ülkede politikanın eğitime pek etkisi yoktur. Hükûmet güven oyu ile korunduğu için sık sık bakan da değişmez. Oysa Türkiye'de kurulan hükümetler gerektiğinde gensoru ile düşürülebilmektedir. Eğitim Bakanının yetkisi sınırlı değildir. O halde, Türkiye'de politika eğitimi çok etkilemektedir. Sık sık hükûmet değişikliğinde eğitim bakanlarının da değişmesi, Türk eğitim sistemini olumsuz etkilemektedir (Kanat, 2005, 118).
Ekonomik faktör de eğitim sistemini etkileyen etkenlerden biridir. Nitekim, Doğu-Batı birleşmesinden (1991) önce Federal Almanya, ekonomik bakımdan dünyanın önde gelen ülkelerinden biriydi. Ancak, bu birleşme, bu devlete önemli bir ekonomik yük getirdiği için önceden eğitime fazla para harcayan Almanya, özellikle son yıllarda eğitimde tasarrufa gitmiştir. Türkiye'de ise, yıllardır kronikleşen ekonomik krizler sebebiyle büyük malî sorunlar yaşanmaktadır. Ayrıca mevcut kaynakların da gereği gibi kullanılmaması ve gereksiz eleman alımı vs. nedenlerden ülkenin ekonomik gücü zayıflamış ve böylece eğitime yeterli kaynak da ayrılamamıştır.
2. Türk-Alman Eğitim Sistemlerinin Karşılaştırılması
2.1. Yasal Açıdan
2.1.1. Eğitim Politikası
Federal Almanya'nın eğitim politikası, “her bireye kendi yetenek ve ilgi alanına göre en uygun eğitim imkanı sağlamak”, ilkesi üzerine kuruludur (Yıldız ve diğerleri, 2003, 67). Genç insanların demokraside sorumluluk yüklenebilecek fertlerin yetişmelerini hedefleyen Alman eğitim sistemi, herkese meslekî ve siyasî alanlarda da eğitimini yükseltme imkanı vermektedir. Türk eğitim politikası, “her bireyin eğitimi süresince ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirilmesini ve yetiştirilmesini sağlamak”, ilkesi üzerine kurulmuştur. Ayrıca bu sistem, Türk toplumunun değerlerini kabullenen, görev ve sorumluluk bilinci içinde bilgi üreten, bilgi ve teknolojiyi kullanabilen demokratik bireyler yetişmesini ve bireylerin de topluma katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını hedef edinmiştir (Kanat, 2005, 121).
Görülüyor ki, Türkiye'nin eğitim politikası, genelde toplumun eğitim ihtiyacının karşılanması ilkesine bağlı bulunmaktadır. Ayrıca ülkede eğitim kurumları arasında kalite açısından farklılıklar vardır. Böyle olunca, uluslararası alanda büyük başarılar elde edilememektedir. Oysa Federal Almanya'nın eğitim politikası, milletlerarası alanda başarılar göstermek üzerinde yoğunlaşmış bulunmaktadır.
Özellikle ülkenin üniversitelerini, diğer ülkelerin başarılı öğrencilerine açan Almanya, beyin gücü transferine önem vermektedir. Bu emelini, DAAD (Deutsche Akademische Austauschdienst) adlı kurumlar vasıtasıyla gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Sonuçta Federal Almanya, beyin gücünü ülkeye kazandırmaya çalışırken, Türkiye ise, kendi beyin göçünü engelleyememekte ve böylece Türk eğitim politikası da olumsuz yönde etkilenmektedir.
2.1.2. İlgili Yasalar
Her ülkenin anayasasında eğitim ve kültürel faaliyetlerle ilgili maddeler vardır. Almanya'nın federal bir anayasası olduğu için eğitim alanında pek fazla hüküm bulunmamaktadır. Türkiye Anayasasında eğitimle ilgili yeter sayıda hüküm vardır. Ancak, her iki ülkenin anayasasında eğitim hizmetleriyle ilgili hükümler arasında fazla bir fark göze çarpmamakta ve hatta aynı doğrultuda düzenlenmiş hükümler de bulunmaktadır. Nitekim, Alman Anayasasının eğitimle ilgili 5. maddesine göre, herkes güzel sanatlar ile bilim özgürlüğü hakkına sahiptir, hükmü getirilmektedir. Türkiye Anayasasının eğitimle ilgili 4. maddesi de, aşağı yukarı aynı anlamda düzenlenmiştir. Alman Anayasasının 7. maddesine göre, bütün okul teşkilatı, devletin denetimi altındadır, şeklinde ifade edilmektedir (Aytaç, 1999, 18). Türkiye Anayasasının 42. maddesine göre, eğitim faaliyetlerinin devletin gözetim ve denetiminde olduğu hükmü getirilmekle iki ülke anayasasının eğitimle ilgili hükümlerinde benzerlik olduğu görülmektedir. Ancak, Federal Almanya'nın yüksek öğretimle ilgili 75. maddesi de şu şekilde düzenlenmiştir: Federal Hükûmet, yüksek öğretim konusunda eyaletlere talimat verme yetkisine sahiptir. Türkiye Anayasasının yüksek öğretimle ilgili 130. maddesinde ise, yüksek öğretim kurumlarının (üniversiteler) devlet tarafından kanunla kurulacağı hükmü yer almaktadır (T.C. Anayasası, 2000, 40).
2.1.3. Eğitim Sisteminde Yetki ve Denetim
Federal Almanya'da eğitim sisteminin işleyişiyle ilgili yetkiler, eyaletlerle Federal Devlet arasında paylaşılmıştır. Ancak, ikili sisteme tâbi meslek eğitiminin yürütme işi, Federal Devletin yetkisi altında bulunmaktadır (İşte Almanya, 2003, 312). Bu ülkede okul sisteminin gözetim ve denetimi ve dolayısıyla sorumluluğu da eyaletlerde olduğu için denetimi yapacak herhangi bir teftiş kurumu da bulunmamaktadır. Ancak, okul öncesi eğitim kurumlarıyla ilköğretim kademesindeki bazı kurumlar denetim altındadır. Mesela, Kindergarten'ler Gençlik ve Sağlık Daireleri tarafından denetlenmektedir.
Türkiye'de eğitim sisteminin işleyişiyle ilgili tüm yetkiler Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Merkezî bir eğitim sistemine sahip Türkiye'de devletin yetkisi dışında hiçbir eğitim faaliyeti yapılamaz (T.C. Anayasası, 2000, 51). Ülkemizde okulların gözetim ve denetimi, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı teftiş kurulu tarafından yapılmaktadır.
2.2. Öğretim Kurumları
2.2.1. Okul Öncesi-Anaokullar (Kindergarten)
Almanya'da bu okullar, genellikle dinî kurumlar (kiliseler) tarafından açılmaktadır. Ayrıca bu ülkede yeterli olgunluğa erişmemiş ve engelli görülen yabancı çocuklar ilköğretime başlatılmayıp okul öncesine gönderilmektedir. Ancak, Alman çocuklarına bu kurumlara girme önceliği tanındığı için yabancı çocuklar da yer sıkıntısı çekmektedir. Bu da, Alman eğitim sistemini olumsuz etkilemektedir. Türk eğitim sisteminde ise, mevcut okul öncesi eğitim kurumlarının çoğunun özel olması ve devlet okullarının da yeterli olmaması sebebiyle öğrenciler de gereği gibi bu eğitim kurumlarına yönlendirilemediği için, Türk eğitim sistemi olumsuz etkilenmektedir (Kanat, 2005, 126-127).
2.2.2. İlköğretim Kurumları (Hauptschule)
Alman eğitim sisteminde, ilköğretim okullarının, en küçük yerleşim birimlerine kadar yaygınlaştırılmış olması ve kurumlarda hemen hemen aynı kalitede eğitimin verilmesi, Alman eğitim sistemini olumlu etkilemektedir.
Türk eğitim sisteminde ise, ilköğretim okullarının küçük yerleşim merkezlerinde ve hatta bazı şehir merkezlerinde bile yeterli oranda bulanamaması ve bu kurumlar arasında eğitim kalitesi farkının olması, bazı bölgelerde okula devamda kız-erkek dengesizliği ve ayrıca elverişsiz hava şartları ve yol durumu sebebiyle taşımalı eğitimin düzenli yapılamaması, Türk eğitim sistemini olumsuz etkilemektedir (Özdemir ve Yalın, 2000, 41-43).
2.2.3. Orta Öğretim Kurumları (Realschule)
Alman eğitim sisteminde orta öğretim kademesinin ikiye ayrılması, birinci basamakta genel öğretim kurumlarının, ikincisinde ise, hem genel hem de meslekî kurumların faaliyet göstermesi ve ayrıca yönlendirmenin (Ersoy, 1998, 4-22), zorunlu süreç içerisinde yer alması, Alman eğitim sistemini olumlu etkilemektedir. Ancak, yönlendirmenin 5. ve 6. sınıflarda orta öğretimdeki yönlendirme basamağında (Orientierungsstufe), yani erken yaşlarda olması, çocukların gelecekleri hakkında önemli karar verebilmelerini güçleştirdiği için, Alman eğitim sistemini olumsuz etkilediği belirtilmektedir (Führ, 1997, 86).
Türk eğitim sisteminde ise, orta öğretim kademesi bir bütün halindedir. Genel orta öğretim kurumları, öğrencileri sadece yüksek öğretim kurumlarına yönlendirmektedir. Yüksek öğretime öğrenci alınırken uygulanan merkezî sınav sonucunda, farklı eğitim kurumlarından gelen öğrencilerin pek çoğunun açıkta kalması, Türk eğitim sistemini olumsuz yönde etkilemektedir.
Alman eğitim sisteminde, orta öğretimin ikinci basamağında başlayan meslekî eğitimin, Almanya'nın bir endüstri ülkesi olmasında önemli bir rolü vardır. Ayrıca bu ülkede meslek eğitimden sorumlu bir bakanlığın olması, 12 yıllık zorunlu eğitimin son 3-3.5 yılının zorunlu meslek eğitimine ayrılması, Almanya'nın meslekî eğitime verdiği önemi göstermektedir (Ersoy, 1998, 10-12). Bu ülkede genel orta öğretim kurumları, meslekî eğitimle yüksek öğretim kurumlarının temelini oluşturmaktadır. Ayrı bir program uygulayan Gymnasium'lar da bilim ve araştırmaya ağırlık veren yüksek öğretim kurumlarının alt yapısını oluşturmaktadır.
Türk eğitim sisteminde, orta öğretim kademesinde başlayan meslek eğitiminin, Türk sanayisine fazla bir katkısı bulunmamaktadır. Ülkemizde meslek eğitimi, devlet ve toplum tarafından aynı ölçüde değerlendirilmektedir. Bir meslek edinmek üzere açılan (Anadolu Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Ticaret Meslek Lisesi vb.) bu okullardan mezun öğrencilerin yüksek öğretimin tüm dallarına geçiş yapmak istemeleri, bu kurumların gerçek kuruluş amacından sapmaları sonucunda, Türk eğitim sisteminin olumsuz etkilendiği belirtilmektedir (Yılmaz, 2003, 11-24).
2.2.4. Yüksek Öğretim Kurumları
Federal Almanya'da yüksek öğretim kurumlarına girebilmek için, bilhassa Gymnasium Oberstufe seviyesinde bir öğrenim görmek ve sonuçta uygulanan Abitur sınavını başarmak gerekmektedir. Bu sınavı kazanan öğrenciler herhangi bir yüksek öğretim kurumuna şartsız devam etme hakkına sahip olurlar. Ancak, yüksek öğretimde oluşabilecek yoğunluk sebebiyle bazı durumlarda önlem bakımından öğrencilerin başvuru zamanı ölçü olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye'de öğrencilerin yüksek öğretim kurumlarına girebilmeleri, ÖSYM tarafından düzenlenen Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavındaki başarı durumlarına bağlıdır. Federal Almanya'daki yüksek öğretim kurumları, özellikle bilim ve araştırma üzerine kurulmuştur. Bu kurumlar, genellikle 4 yıl süreli Fachhochschule'ler ve 5 yıl süreli üniversitelerden oluşmaktadır. Ancak, yüksek öğretim kurumlarında uygulanan öğretim programlarının oldukça yüklü olması, bu sürenin artmasına neden olmaktadır. Türkiye'de ise, 1981'de yapılan Yüksek Öğretim Reformu neticesinde yüksek öğretim kurumları en az 2 yıllık yüksek okullar (Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu gibi) ve en az 4 yıllık üniversitelerden oluşmaktadır.
2.2.5. Özel Eğitim ve Özel Öğretim Okulları (Sonderschule und Privatschule)
Özel eğitim okulları, herhangi bir fiziksel, zihinsel vb. engeli veya özürü bulunan çocukların eğitilerek topluma kazandırılması amacıyla açılmıştır. Alman eğitim sisteminde, 2004 yılı içinde bu kurumlardan yaklaşık 429.300 öğrenci faydalanmıştır. Türkiye'de ise, aynı yıl içinde 58.500 öğrencinin özel eğitim kurumlarından yararlandığı görülmektedir.
Diğer yandan, üstün zekalı öğrencilerin de, özel eğitime tabi tutulmaları gerekmektedir. Almanya'da 1918'den beri üstün zekâlı çocukları bünyesinde barındıran tek okul Gymnasium idi. Ancak, Doğu-Batı Almanya'nın birleşmesinden sonra bu okulların sayısının 11'e çıktığı görülmektedir.
Türkiyede ise, bu tür bir çalışmaya, ancak 1964'ten sonra faaliyet gösteren Fen Liseleriyle başlanabilmiştir (Yılmaz, 2003, 19).
Özel Öğretim Kurumlarına gelince; gerçek ya da tüzel kişiler tarafından açılan genelde paralı eğitim kurumlarıdır. Alman eğitim sistemi içerisinde, o kadar başarılı olamayan bu kurumlarda 2003 yılında 590.000 öğrenci eğitim görmüştür. Bu kurumların, başarı oranının düşük olmasına rağmen sayılarının giderek artış göstermesi, Alman eğitim sistemini olumsuz etkilemektedir.
Türkiye'de ise, genelde başarı oranı yüksek olan bu eğitim kurumlarında, mesela, 2004 yılında yapılan ÖSS'de %90 oranında bir başarı sağlanmıştır (Kanat, 2005, 138).
2.3. İkinci Öğretim Yolu
Alman eğitim sisteminde, zamanında eğitim hizmetlerinden faydalanamamış kimseler, akşam ilkokul (Abendhauptschule), akşam ortaokulu (Abendrealschule) ve akşam lisesi (Abendgymnsium) gibi kurumlara devam ederek eğitimlerini tamamlama hakkına sahiptirler. Bu kurumlardan mezun olanlar yüksek öğretime devam edebilirler (Horstkotte, 2002, 7-8).
Türk eğitim sisteminde ise, bu gibi kimselerin eğitimi, uzaktan eğitim hizmetleriyle sağlanmaktadır. İlköğretim, lise, meslek lisesi ve teknik lise gibi uzaktan eğitim kapsamına alınan eğitim kurumlarından mezun olanların yüksek öğretime devam hakkı bulunmaktadır (Türk, 1999, 130-131).
2.4. Öğretmen Yetiştirme
Almanya'da öğretmen yetiştirme sistemi içinde yer alan eğitim yüksek okullarıyla (Pädagogische Hochschule), temel eğitim (Grundschule), ilköğretim (Hauptschule), özürlüler okulu (Sonderschule) gibi okullara öğretmen yetiştirilmektedir. Geriye kalan okul türlerinin öğretmen ihtiyacı, üniversiteler, sanat-müzik yüksek okulları gibi yüksek öğretim kurumlarınca karşılanmaktadır (Aytaç, 1999, 86).
Gerekli pedagojik formasyonun sağlandığı 3 ya da 4 yıllık Pädagogische Hochschule'lerdeki lisans eğitimin birinci devlet sınavı ile tamamlayan öğretmen adayları, 2 yıl süreli uygulamadan (staj) sonra ikinci bir devlet sınavına tabi olurlar (Demirtaş, 2003, 74).
Türkiye'de öğretmen yetiştirme sistemi ise, Millî Eğitim Bakanlığı ile YÖK'ün işbirliğinde başlattıkları çalışmalarla 1997'de yeniden yapılandırıldı (Kavak, 2003, 39). Buna göre, sınıf ve branş öğretmenlerini yetiştiren fakültelerin 4 yıl süreli lisans ve orta öğretim alan öğretmenlerini yetiştiren fakültelerin de 5 ya da 5.5 yıl süreli tezsiz yüksek lisans programları bugün uygulanmaktadır.
Diğer yandan, Almanya'daki Pädagogische Hochschule'lerin ve öğretmen adaylarının sayısının hedeflenen miktarda tutulması ve iki devlet sınavından sonra öğretmen alınması gibi yollarla eğitimde kalitenin ön planda bulundurulması, Alman eğitim sistemini olumlu etkilemektedir. Eğitimde kaliteyi artırmaya çalışan Türkiye'de ise, öğretmen alımı, sadece bir devlet sınavıyla (KPSS) gerçekleştirilmektedir. Ancak, çok mezunun verilmesi ve buna karşılık çok az ya da sınırlı öğretmen adayının alınması, Türk eğitim sistemini olumsuz etkilemektedir.
2.5. Okula Kayıt-Kabul ve Devam Zorunluluğu
Alman eğitim sisteminde, son baharda okula başlayacak çocukların, ilkbaharda sağlık kontrolünden ve zeka testlerinden geçirildikten ve okul olgunluğuna ulaşıp ulaşılmadığının tespiti okul doktoru tarafından yapıldıktan sonra okula kaydedilmektedir (Abalı, 2000, 28). Ancak, testler sonucunda özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar da Sonderschule'ye yönlendirilmektedir (Ercan, 1991, 15).
Türk eğitim sisteminde çocuğun okula kaydı, arasında sağlık kurumundan alınan aşı kağıdının da bulunduğu gerekli belgelerle okul idaresince yapılmaktadır.
Alman eğitim sisteminde, 6 yaşını dolduran her çocuk 9 yılını genel öğretim 3 yılını da zorunlu meslek eğitimi veren okullarda olmak üzere 12 (9-3) yıl zorunlu eğitim görmektedir. Türkiye'de ise, 6 yaşını tamamlayan bir çocuk 8 yıl kesintisiz zorunlu eğitim görmek için ilköğretim okullarına gitmektedir.
2.6. Haftalık Ders Saatleri, Sınavlar ve Değerlendirmeler
Alman eğitim sisteminde, haftalık ders saatleri öğretim kademelerine göre yaklaşık 20 ile 30 ders saati arasında değişmektedir. Haftanın 5 günü tam ya da yarım gün eğitim verilmektedir. Bir ders saati normal olarak 45 dakika olmasına rağmen, blok ders yapılırsa, bu süre 80-90 dakika olarak belirlenmektedir.
Türk eğitim sisteminde ise, haftalık ders saatleri öğretim kademeleri ve programlarına göre 25 ile 40 saat arasında değişmektedir. Blok ders yapıldığında, 45 dakikalık bir ders saatinin süresi 40 dakikaya indirilmektedir.
Alman eğitim sisteminde, haftalık ders saatinin az olması, maliyet açısından sistemi olumlu, Türk eğitim sisteminde ise, ders saatlerinin fazla olması ve ayrıcı ikili öğretimin yapılması, maliyet açısından sistemi olumsuz etkilemektedir (Kanat, 2005, 141).
Alman eğitim sisteminde, öğrenciler, yazılı ve sözlü sınavlarla değerlendirilmektedir. Değerlendirme işlemi, “Zeugnisse” adı verilen karnelere kaydedilmektedir (Aytaç, 1999, 40). İlköğretim kademesi sonunda öğrencilere herhangi bir sınav yapılmamaktadır (Abalı, 2000, 29). Ancak, orta öğretim kademesi sonunda sınavlar yapılmaktadır. Bu sistemde, genellikle not baremi 1-6 arası uygulanırken, sadece Gymnasium Oberstufe'lerde puan sistemi (15-0 arası) uygulanmaktadır (Hartenburg, 1997, 61).
Türk eğitim sisteminde ise, yazılı ve sözlü sınavlarından geçirilen öğrencilerin durumları değerlendirilerek sonuçlar karnelere işlenmektedir. Not sistemi genellikle ilköğretimde (5-1 veya 5-0) şeklinde, puan sistemi de (100-0) genellikle orta öğretimde uygulanmaktadır (Taymaz, 2001, 134).
2.7. Öğretim Yılı ve Tatiller
Federal Almanya'da ortalama 188 (200) iş günü olan bir öğretim yılı, ağustos ayında başlayıp bir sonraki yılın temmuz ayında sona ermektedir (Abalı, 2000, 29). Tatiller, eyaletlerin Eğitim ve Kültür Bakanlıklarınca düzenlenmekte ve süreleri de 75 gün olarak belirlenmektedir (Führ, 1997, 90). Kış tatili genellikle şubat ayında olmaktadır. Bunun dışında her yıl Noel Tatili, Paskalya Tatili gibi dinî bayram tatilleri de vardır.
Türkiye'de ise, takriben 180 iş günü olarak kabul edilen bir öğretim yılı eylül ayında başlayıp bir sonraki yılın haziran ayında sona ermektedir. Yaz tatilleri, haziran-eylül, ara (sömestr) tatili ise, ocak-şubat ayları arasında yapılmaktadır. Bunun dışında resmî ve dinî bayram tatilleri vardır (Resmî Gazete, 1995, sayı:22395).
Sonuç
Her toplum, bireylerine varlıklarını sürdürebilecek tarzda en iyi eğitim verebilmek için kendi sosyal, politik, ekonomik ve kültürel şartlarına göre bir eğitim sistemini belirleyerek uygulamaya koymaktadır.
Şu halde, her toplumun kendine has bir eğitim sistemi vardır ve kendi sosyal ve ekonomik özellikleri ve değerlerine göre kurulup biçimlenmektedir.
Araştırmamızda, AB'ye girme gayreti gösteren Türkiye eğitim sistemi ile Alman eğitim sistemini karşılaştırdığımızda, her iki sistemin benzer ve daha ziyade farklı yönlerinin olduğunu gördük.
Federal Almanya'da yetki eyaletlerle devlet arasında paylaşılmış durumdadır. Bu şekildeki bir yetki paylaşımının, eğitim sisteminde sorumluğun da paylaşıldığını göstermektedir. Halbuki Türkiye'de yetki devlet adına Millî Eğitim Bakanlığına aittir. Millî Eğitim Bakanlığının bu yetki ve sorumluluğunu paylaşacak başka bir kurumun olmaması, eğitim sisteminde istikrarsızlığa neden olmaktadır.
Öte yandan, Alman eğitim sisteminde, orta öğretimin ikinci basamağında meslek eğitimi başlamaktadır. Bu tür bir uygulamanın, Almanya'nın önemli bir sanayi ülkesi haline gelmesinde büyük bir rolü olduğu bilinmektedir. Nitekim, endüstri dallarında 600.000 işletme, takriben 350 meslek dalında aktif rol oynamaktadır. Ayrıca, meslek eğitiminden sorumlu bir bakanlığın da bulunması, Almanya'nın meslek eğitimine ne kadar çok değer verdiğinin bir göstergesidir. Oysa Türk eğitim sisteminde, orta öğretim basamağında başlayan meslek eğitiminin, gerek toplum gerekse devlet tarafından aynı değerde görüldüğü için Türk eğitimine fazla katkısı olmamaktadır.
Sonuç olarak, toplumlar bireylerinin mutlu bir yaşam sürmeleri için, günün teknolojik gelişmelerine göre eğitilip yetişmelerini isterler. Bu da ancak toplumun ihtiyacı olan genel ve meslek eğitimini dengeli şekilde içeren esaslı bir eğitim sistemine bağlıdır. Böylece bir sistemin oluşması, uluslararası eğitim sistemlerinin incelenerek ilgili toplumun ihtiyaçlarına göre düzenlenmesiyle mümkündür. Bu bakımdan, biz de, Türk-Alman eğitim sistemlerini karşılaştırarak elde ettiğimiz bulgulara dayanarak, özellikle Türk eğitim sisteminin gelişmesine katkıda bulunabilecek bir takım önerilerde bulunduk. Bunlardan bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Federal Almanya'da en az 9 yıl genel eğitim, 3 yıl da zorunlu meslek eğitimini kapsayacak şekilde düzenlenmiş zorunlu eğitim süresi 12 yıldır. Oysa Türkiye'de kesintisiz temel eğitim süresi ise 8 yıldır. Ancak, bugün Avrupa Birliğine girmiş ülkelerin zorunlu eğitim süresi 9 yıldan (Yunanistan vb.) aşağı değildir. AB'ye girme sürecinde olan Türkiye'de zorunlu eğitim süresi uzatılmalı ve meslek eğitimine önem verilmelidir.
2. Almanya'da olduğu gibi, orta öğretimin birinci basamağının başında (10-12 yaş arası) yapılan yönlendirmenin, çocuğun hem temel eğitim görmesi hem de geleceğine dair isabetli bir karar verebilmesi için, I.basamağın sonunda, 8.sınıflarda (14-15 yaş arası) uygulanmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Oysa bugün Türkiye'de yönlendirme uygulaması, yüksek öğretim kurumlarına giriş sınavında (18-20 yaş arası) alınan sonuçlara göre yapılmaktadır.
3. Alman eğitim sistemini olumsuz yönden etkileyen faktörlerden biri de, ülkede yaşayan yabancı çocukların eğitim sorunlarıdır. Bu sorunların çözümünde ilgili yabancı ülkelerle (örn.Türkiye ile) özellikle okul öncesi eğitimle ilköğretime yönelik bir takım projelerde işbirliğine gidilmelidir.
4. Türkiye'de orta öğretim basamağında yer alan meslekî eğitim kurumlarına, Batı ülkeleri, özellikle Alman meslekî ve teknik öğretimi örnek alınarak yeniden yapılandırılarak öğrenci alımında daha planlı hareketle bu kurumlar toplumun benimseyebileceği seviyeye yükseltilmelidir. Ayrıca meslek eğitiminde teorik bilginin uygulamaya dönüştürülüp istihdam alanına yönelik olarak işyerleri işletmelerle (okul-sanayi işbirliği) daha geniş kapsamlı bir işbirliğine gidilmelidir.
5. Türkiye, mevcut beyin gücünü, gelişmiş ülkelere kaptıran bir beyin gücü ihraç pazarı halinden çıkarılıp beyin göçünü durduracak eğitim politikaları üreten bir ülke konumuna gelmelidir.
6. Türkiye'de öğretmen yetiştirme siyaseti, ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ele alınarak gözden geçirilmeli, Almanya'da olduğu gibi, arz-talep dengesi kurularak çağdaş, teknolojik gelişmelere uyum sağlayan öğretmenlere yönelik ders programları hazırlanmalı ve uygulanmalıdır.
7. Türk eğitim sisteminde, Almanya'da olduğu gibi, eğitimde kalitenin artırılması için, eğitim faaliyetlerinin yürütülmesinde, mesela, Bakanlık ile İl Millî Eğitim Müdürlüklerince yetki ve sorumluluğun paylaşılması yönüne gidilebilir.
8. Öğretim programları, günün teknolojik gelişmelerine göre yeniden düzenlenmeli, özellikle uygulamalı meslek eğitimine ağırlık verilmelidir.
9. Türkiye'de, aile eğitimine önem verilmeli ve onların eğitim düzeylerinin yükseltilmesine yönelik programlar uygulanmalıdır. Böylece eğitim sistemi içinde daha bilinçli hareket etmelerine fırsat verilmiş ve özellikle çocuklarının eğitim-öğretim etkinliklerinde aktif rol alarak meslek seçimlerinde isabetli kararlar verilmesine olumlu katkıları olacaktır.
Kaynakça
Abalı, Ünal, Almanya'daki Türk Eğitimcileri İçin Öğretmen El Kitabı, İstanbul, MEB Yayınları, 2000.
Aytaç, Kemal, Federal Almanya Cumhuriyetinde Okul Sistemi, 2.baskı, Ankara, 1999.
Büyükkaragöz, S.Savaş; Çivi, Cuma, Genel Öğretim Metodları, 7.baskı, İstanbul, 1997.
Demirel, Özcan, Karşılaştırmalı Eğitim, Ankara, 2000.
Demirtaş, Abdullah, ‘ Çağdaş Eğitim Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme' , Ulusal Sempozyumu, Ankara, 2003.
Ercan, M.Meral, Federal Almanya ve Türkiye'de Özel Eğitim Sistemlerinin Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi (yüksek lisans tezi, Danışman: Nurper Savaş Ülküer) Ankara, G.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü , 1991.
Ersoy, H.:Türk-Alman Sistemlerinde Orta Öğretim Kurumlarının ve Müfredatlarının Karşılaştırılması (yüksek lisans tezi), Sakarya, 1998.
Führ, Christoph, Deutsches Bildungswesen seit 1945, Luchterhan Verlag, 1997.
http//www.die.gov.tr
Hartenburg, Jorg, Eğitim Reformunun Temel İlkeleri (Dünyada ve Türkiye'de Zorunlu Eğitim) Sempozyum Bildirileri, Ankara, 1997.
Horstkotte, Herman, Das Deutsche Schulsystem, Goethe-Institut Internationes, November, 2002.
İşte Almanya, Berlin: Media Consulta Deutschland. GmbH, 2003.
İşte Almanya, Frankfurt; Societäts-Verlag, 2000.
Kanat, Ömer, Türk-Alman Genel Eğitim Sistemlerinin Karşılaştırılması (basılmamış yüksek lisans tezi, Danışman: Kemal Turan), M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, 2005.
Kavak, Yüksel, Çağdaş Eğitim Sistemlerinde Öğretmen Yetiştirme, Ulusal Sempozyum, Ankara, 2003.
Resmi Gazete, MEB Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği, sy.22395, 1995.
Özdemir, Servet; Yalın, Halil İbrahim, Öğretmenlik Mesleğine Giriş, 3.baskı, Ankara, 2000.
Taymaz, Haydar, Okul Yönetimi, 6.baskı, Ankara, 2001.
T.C. Anayasası, İstanbul; yaylım yayıncılık, 2000.
Türk, Ercan, MEB'de Yapısal Değişmeler ve Türk Eğitim Sistemi, Ankara, 1999.
Türkoğlu, Adil, Türkiye ve Fransa'da Lise Programlarının Karşılaştırılmalı Olarak İncelenmesi, Ankara, 1984.
Yıldız Cemal; Hacısalihoğlu, Erol; Basbağı, Ragıp, 2000'li Yıllarda Lise Eğitimine Çağdaş Yaklaşımlar, İstanbul, 2003.
Yılmaz, Yahya Kemal, Mesleki Eğitim Merkezleri ile Alternatif Modellerin Değerlendirilmesi (Almanya-Türkiye Eğitim Modellerinin Değerlendirilmesi) (basılmamış yüksek lisans tezi, Danışman: Kemal Turan), M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul, 2003.
THE COMPARASION AND EVALUATION OF TURKISH-GERMAN EDUCATIONAL SYSTEMS THE PROCESS OF ENTRANCE TO EU
Abstract
In a world that rapidly changing with technology, people owe a great deal to education for fast and easy communication with each other.
Communities develop their education systems by comparing with other educational systems to obtain a better life style for their people.
German eduacation system has different characteristics in EU countries.
In this study, we compared Turkish educational system with German educational system to propose for developing Turkish education system.
Key Words: Educational system, Turkish educational system, German educational system, comparative education,
Kemal TURAN Doç .Dr.; Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi, Öğretim Üyesi, İstanbul
Yazar: H. Riza Karipçin
2007-12-22 Tarihinde yayınlanan makale, 488 defa görüntülendi.
|